Çöl Oyunu

Şıpırtı

Rahatsız edici bir ses sürekli duyuluyor. Kendini kumaşlara sarmış insanlar bilinmeze doğru yürüyorlar. Çöl Oyunu’nda başından itibaren alışık olmadığımız, mistik bir ortam var. Yerdeki kumaşlar çöl dokusunun oluşmasına katkı sağlıyor. Onun haricinde çok fazla dekor unsuru yok. Karakterlerin kostümleri ortama uygun, yırtık pırtık paçavralar. Oyundaki zaman belirgin değil ama muhtemelen günümüzde geçiyor. Radyodan gelen sesle bu hissettiriliyor.

Bildiklerinden şaşmayan yaşlılara laflarını dinletemeyen çöldeki yaşamlarından bıkmış köyün gençleri, bu vaziyetten bir çıkış yolu arıyor. Yuuf’un neden deli olduğunu anlamaya çalışıyoruz. Bazen yaptıkları bize anlamlıymış gibi geliyor. Haan’ın sonunda babası Yuuf’la aynı kaderi paylaşmasıyla oyunda bir döngünün gerçekleştiğini hissediyoruz fakat aslında oyunun izleyiciden herhangi bir yargıya varmasını ya da ders çıkarmasını beklemediği söylenebilir. İşvebaz, Yuuf, Haan ve Hati’nin beraber yer aldığı ve aynı anda iki olayın gerçekleştiği sahne, seyirciyi Yuuf’la Haan arasında benzerlik kurmaya yöneltiyor. Ayrıca sahnenin iki tarafında aynı anda gerçekleşen olaylar, seyirci için bazen takip edilmesi zor olabilmekte ki bence oldu da. Aynı anda konuşmalarından dedikleri kimi zaman anlaşılmadı. Velhasıl bu oyunda bir şeye parmak basılmıyor. Kayda değer bir olay örgüsü yok ve yalnızca bir durumun tasviri yapılmakta fakat oyunun gizemli dünyası bizi yine de içine çekiyor.