Tersine Dünya

Şıpırtı

Tersine Dünya’nın tanıdık olduğumuz bir atmosferi var. Karakterlerin hepsini bir yerlerden çıkarabiliyoruz. Yabancı olduğumuz bir dünya değil burası, hikaye bile bilindik. Tiksinçliğe sıkışmışlık iyi bir şekilde gözler önüne seriliyor. Dekorun da kıvamında olduğu söylenebilir. Oyun akışının duraksamaması ve sahne dekorunun trafiğini seyircinin fark edemeyişi, seyircinin kendini olayların içinde hissetmesine olanak sağlıyor. Fabrikada çalışan işçiler iyi bir koreografi örneği sergiliyorlar. Ayrıca oyunun kendine özgü jargonu dikkat çeken unsurlarından biri. Geçtiği zamanın şu an olduğunu söylemek pek mümkün değil zira kostümlerden de anlaşılabileceği üzere geçmişin izlenimi veriliyor. Fakat günümüzden öğelere de yer yer rastlayabiliyoruz. Ayrıca değinilen şeyler hala aynı derecede aşina geliyor.

Tersine Dünya isimli romandan uyarlanmış 1993 yılında çekilen bir Türk filmi var ve bu filmle ilgili Youtube’deki içerikler fazlasıyla rağbet görüyor. Filmin geçmişte onu izlemiş insanların zihinlerinde bir iz bıraktığı ortada, fakat bunun ne türden olduğunu siz tahmin edersiniz artık.

Youtube’te birkaç farklı Tersine Dünya yorumuyla daha karşılaştım. Yeditepe Üniversitesi Tiyatro Kulübu’nün icra ettiği müzikal tiyatro ve Müjdat Gezen Sanat Akşam Okulu’nun benzerlerinden hayli farklı oyunu. Fakat genel olarak gözüme çarpan Engin Altan’ın yorumu dışındakilerde kadınlar, tamamen erkeklerin rollerini devralmış değiller. Özellikle kadınların kostümlerinin hala kadınca oluşu benim kafamda kurduğum tutarlılığı olumsuz etkileyebilmekte. Erkeklerin kadınlara benzer şekilde giyiniyorken kadınların da erkeklere benzeyecek şekilde giyinmesi daha tutarlı geliyor. Bu şey diğer unsurlarda da geçerli. Gerçekçilik ancak kadının otoritesini oyun içinde inandırıcı kılacak şekilde sergilemesiyle mümkün olabilir yoksa salt güldürü amaçlanmış gibi duruyor.

Görüşürüz…